19 Kasım 2009

Bizim Masalımız


Bir varmış bir yokmuş
Ülkelerin birinde bir kız yaşarmış
Bir gün bu kız prensi ile karşılaşmış
Prensi onu karşılaştıkları ilk gün beyaz atı ile almaya gelmiş
Kız çok heyecanlıymış
Elini uzatmış
Elleri sıcacıkmış
Kız o günden sonra ne zaman üşüse o ellerle ısınmış...
İşte masal o gün başlamış..
Günler geçmiş, haftalar aylar
Evlenmeye karar vermişler
Tarih 19.11.2005'i gösterirken
Rüya gibi bir düğünle evlenmişler..
Hani biter ya tüm masallar prensle prenses evlenince
Onların masalı burada bitmemiş..
Her geçen gün yeni bir masal
Her geçen gün yeni bir hikaye olmuş
Değişen tek şey beyaz atlarıymış
Sonra hayatlarına giren küçük bir prensesle
Masalları daha bir anlamlı, daha bir güzel olmuş...
Kitap bitmemiş
Yazılacak çok sayfa varmış
Birlikte yazmak için elele vermişler...
Daha nice masallara, nice sayfalara
Sayfalar güzellikleri yazsın, mutlulukları, gülücükleri,
Gökten üç elma düşmüş
Üçü de İrem'in başına
İrem almış elmaları
Birini annesine vermiş, birini babasına
Birini de kendine saklamış
Birgün yazmak üzere kendi masalını...
Sevgiyle..
Seni Seviyorum...

18 Kasım 2009

Zeynep'le Haftasonu

Pazar günü Zeynep ve annesi kahvaltıya geldiler bize

İki adet zor yemek yiyen çocuk bir araya gelirse ne olur??

Ne yediğini, nasıl yediğini anlamayan 2 anne, daha bitmeden soğuduğu için dökülerek yenilenen çaylar, onlarla uğraşmaktan kahvaltıda fotoğraf çekmeyi unutan ben, zaten kahvaltı masasına ilk 5 dakika oturan iki bıcırık...

Ama mutlu iki çocuk, onlarla birlikte mutlu iki anne...

İşte o güzel ve güneşli pazar gününden kareler...

Kaleler yapıldı...


Sonra parka gittik birlikte..


Trene bindik, salıncak, kayacak...

Bir çay bahçesinde mola verdik..



Horozları, tavşanları, tavukları kovaladık...


Oturduk, gözleme yedik
Gözlemelerden biraz da ördeklere verdik

(fotoğraf makinasının şarjı olmadığından hepsini görüntüleyemedik)


Çilek Kız bebeklerimizi çok sevdik






İlk defa isteyerek mandalina yedik
İşte böyle bir gündü
Aklımda iki cümle
Zeynep :Şeey Teeşe buyaşı dünyanın en güşel odaşı...
İrem: Anne bugün çok güzel biy gündü...

Berrakçığım bize de bu günü tekrar etmek düşüyor ne dersin??

12 Kasım 2009

Kahve ve İrem

kısa bir kahve molası
resim tatilden kalma
ama ne güzel anlatıyor sonbaharı ve kahve keyfini...
kahve molasında yazalım biraz di mi??
kahve keyfine İrem de katılsın :)

Babamız gitti dün yine uzak ülkelerden birine
Masal gibi oldu
Bir varmış bir yokmuş
İrem adında güzeller güzeli bir prenses varmış
İrem, annesi-babasıyla çok mutlu yaşarmış
Babası sık sık uzak ülkelere gider, oradan İrem'e hediyeler getirirmiş
Ama en çok da sevgisini

Bu sabah İrem güne biraz hasta uyanmış
"Karnım ağrıyor.." diye ağlamış
Ama midesi bulanıyormuş, o karnının ağrıdığını zannediyormuş..
Şimdi daha iyiymiş..
Annesi onu çok severmiş...

05 Kasım 2009

mimim mimim

Çok sevdiğim blog arkadaşımız Yağmur'un annesi Bahar bir mesaj bırakmış da
Efendim mimlemiş bizi
Ay bu bizim ilk mim'imiz...
Pek bi mutluyum...

Teşekkürler Bahar'cım..
İşte cevaplarım:

1.Dolabını açtığında hangi renkler daha fazla
Birkaç ay önce olsaydı pembe, beyaz, mavi…
Ama şimdi siyah, gri, kahverengi ama ara ara yeşil, mavi, beyaz.. yine her renkten çalıyorum

2.Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
Kitapsan
Giyim için öyle bi takıntım yok ama genellikle Journey, Chima, Park Bravo..
Küçük Hanım’ın kıyafetleri de genellikle international takılan babamız tarafından karşılansa da LCW çocuk kıyafetlerini çok beğeniyorum..

3.Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Evde eşofmanlarımla

4.Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?
Güzel ve bakımlı olduktan sonra ve giydiğin kıyafetin içinde kendine güvenin varsa o kıyafet kot pantolon t-shirt bile olsa seksidir bence..

5.Asla giymem dediğin kıyafetler?
Bana yakışmayan kıyafetleri isterse o senenin top-modası olsun, giymek istemem.
Bi de çok mini mini giyemem herhalde

6.Fiyatları gereği ulaşılması zor yabancı markalardan en beğendiğin?
“Fiyatları gereği ulaşılması zor” kriterindeki çoğu ürün bana gereksiz pahalı geldiği için, ki çooook beğensem alırdım herhalde, pek takıntım yoktur…

7.En fazla yatırım yaptığın sektör?
Bunu Gürkan’a sormam lazım: “Aşkım ben en çok nereye para harcıyorum??”
Kitap, kıyafet.. Aaaa Gürkan’ın sesini duyar gibiyim (Kuaför Nevin) ya duyan da çok süslü olduğumu düşünecek ama işte ne bileyim..
Bi de tatil.. di mi Gürkan

8."Kitap, film, spor" hangisini diğerlerinden daha çok yapıyorsun?
Kitap: Hergün mutlaka okurum. Okumadan duramam. Evde zamanım olmadığı için mutlaka serviste işe gidip gelirken okurum.. Okumayı severim
Spor: Eskiden fırsatım çoktu yapardım, şimdi sadece haftasonları tenis oynayabiliyorum (buna da şükür)
Film: Ah ah.. sızıp kalıyorum koltukta.

9.Dışarıdayken yemek yemeği en çok tercih ettiğin yerler?
Burger King ve Popeyes çok seviyorum.
Bi de Adana’nın kebapçılarını..

2. Mim

Bloğuna Neden Bu İsmi Verdin:????

İrem için bir blog bu ve İrem’le geçen değişen hayatımızı anlattığım
O nedenle: İrem’le Hayat

Bloğuna Yazarken Star Tribiyle Olmazsa Olmazın Varmı?
% 99 işyerinde yazıyorum.
Hani işlerin arasında bir kahve molası vardır ya. Mutlaka orta şekerli Türk Kahvesi molasında..

En Son Satın Aldığın Garip Şey Nedir?
Garip değil ama duvar sticker’ı
Hala yapıştıramadım bekliyor. Neyi mi?? Bilmem??

Şeker Gibi Olduğum Anlar??
İşten gelmişim, kapıyı açmışım İrem ve babası gelmiş, İrem kucağıma atlamış, “anne ne kokuyo yemek” demiş, bana sarılmış, beni öpmüş.. deymeyin keyfime…
Haftasonuymuş, iş yokmuş, İrem uyanmış, yanımıza almışız, şekerleme yapmışız..
Tatlı bir şekerle yapılan şekerlemeden güzel ne olabilir??

Arkadaşım Artık Sormayın Dediğin Şeyler:
İreme de bir kardeş gerek artık, ne zaman düşünüyorsunuz??

Aynaya Baktığında Gördüğün Şey?
İyi bir anne olmaya çalışan
İyi bir eş olmaya çalışan
İyi bir çalışan olmaya çalışan
İyi bir gelin olmaya çalışan
İyi bir ev hanımı olmaya çalışan…
Ama kendini de unutmamaya çalışan
Biri..
Bu nedenledir ki bazen yorgun biri…

Kendini Okutan Bloglar?
Bebişli anneler, yemek blogları, dekorasyon-hobi blogları

Bu Blog Sahibesiyle Karşılaşabileceğin Yerler?
Hafta içi 8.00-18.00 malum aynı yerde..
Onun dışında her yerden çıkabilirim…

Eveet..
İlk mimimizi Bahar'dan alıp, gururla ben de

Aykadaşımız Seynep ve annesi Beyyak'a
Adaşımız İrem - Benim Kuzum'a
Rima ve annesi Primadonna'ya
Elçiniğim'e

gönderiyorum..

Herkese sevgilerle...

04 Kasım 2009

yağmurla gelen

hani yağmur yağıyor ya dışarıda
hani pıt pıt vuruyor cama
işte öyle vururken damlalar
bu sesi dinlemek istiyorum şu an
uzanmışım
kollarımda küçük aşkım
kokluyorum saçlarını, taa diplere kadar, içime içime
mis gibi
sarılıyorum sımsıcak
kollarımı seviyor bebeğim
göz kapaklarımız ağırlaşıyor
ağırlaşıyor
uyuyoruz birden, uykuya dalıyoruz
öpüyorum arada sırada boynunu
içime çekiyorum yine kokusunu

sonra bir ses duyuyorum yan masadan
"seher şu dosyayı verir misin?" diye
hadi gerçekler
gelin yine karşıma...
neyse döneyim bari faturalara, dosyalara...
maliyet zamanı şimdi
kapanması gereken koskoca bir ay var
ekim bitti...
gitti...

03 Kasım 2009

rica

"Annecim odamın ışığını açaaay mısın?" der minik kız annesine
"Aşkım ellerim temiz değil, babandan rica eder misin?" der annesi de bulaşıklı ellerini göstererek
Ve koşar minik kız babasının yanına
Bir sessizlik olur
"Babacım ellerim kiyli!!"
"???"

"Annecim ben ne diyecektim babama??"

30 Ekim 2009

30.10.2009

bir sonbahar günüymüş
saat 13.35
30.10.1980

ve ben doğmuşum..
bir sonbahar çocuğuyum...
annem hep senin doğum gününü coşkuyla kutluyoruz derdi
birgün önce Cumhuriyet Bayramı olmasından ötürü
Sevinirdim
Çocuk aklı...

Şimdi mi??
Dün yan odadan bir ses
"İyi ki dooodun anne... Mutlu yıllar, mutlu yıllar, mutlu yıllar sanaaaa" diyerek, Meraklı Minik dergisinden çıkardığı etiketleri yapıştırdığı bir sayfayı getirdi;
"senin için özel hazıyladım anne" diye
aldığım en güzel hediyeydi
ve ardından odadaki bir su şişesini getirdi
"annecim bak sana pasta yaptım" diye..
"üflesene mumları.."
üfledim..
"yesene anne"
yer gibi yaptım plastik su şişesini
ama yediğim en tatlı pastaydı...

sevdiklerim yanımda
birebir yanımda olmasa da bir telefon kadar yakınımda,
telefonlarım susmadı hiç..
facebooktan mesajlar..

kızım yanımda
aşkım burada
annem-babam burada
kardeşlerim aradı, arkadaşlar,
hatta babannem
çok mutluyum çok

Handan'ımın dediği gibi
Ne güzel çok mutlusun di mi??
"evlisin, çok tatlı bir çocuğun var, çok iyi bir işin var..."

evet Handanım ya çok mutluyum
aşkım da burada
kızım da yanımda...
sağlık, mutluluk, huzur..
başka ne ister ki insan..

iyi ki doğdum beeen...
annem ya iyi ki doğurmuşsun beni...

(Acaba akşama bi sürpiz vaaar mııı??)

20 Ekim 2009

geldi :)

kuzum hastaydı dün
biraz ateş, halsizlik
ama çok şükür çoooook kötü olmadan babaannemizin de büyük çabalarıyla az da olsa normale döndük.
eve gittiğimde yerde yatıyordu
ateşli olunca yattığı her yeri de ısıttığından ötürü çareyi yere uzanmakta bulmuş
tabi babaanne de her türlü yatak-örtü gibi tüm teçhizatları yere almış
beni görünce bir hareketlenme oldu ama kalkamadı, çok üzüldüm
sonra kucağıma geldi, ateş gibi... fazla ısıtmamak için yatırdım kanepeye.
başladık çizgi film izlemeye, sohbet etmeye...
sohbet ettikçe açıldı, espriler yapmaya beni güldürmeye başladı
keyfi yerine geldi
tabi benim de...
hatta en kıramayacağım anlarda sorduğu soruyu sordu
hem de durduk yere
"yarın işe gidecek misin?
hayır diyemedim tabi ki..
"gidicem kızım..."
sonra yemek faslı
yedirme faslı
yedirememe faslı...
ama kızım yemelisin, çorbanı içmelisin, ilaç içeceğiz..
"anne canım karpuz istiyor"
anne gider markete, karpuzlar bitmiiiş bile...

sonra mı..
sonrası süper...
babamız geldi
babayı gören İrem kapıda zıpladı, hopladı
Babanın kucağına atladı
Otururken anneyle babaya birden sarıldı
"ikinizi de çok özlemişim" dedi..
ama anne diyemedi ki "kızım ben hep buradayım" diye
çünkü anneyi de özlüyordu minik kuş :)

hoşgeldin babası
çabuk iyileş kızı
sen de hasta olma annesi
sen de kendine çok iyi bak babaannesi

bir kere gülümser misin okuyan kişi :)

15 Ekim 2009

sinbad

son günlerde gözde çizgi filmimiz sinbad
tabi caillou'dan sonra

sinbad trt çocuk'ta akşam nostalji kuşağında veriliyor
ama bizim kız bayılıyor
"anne sinbad neden oraya girdi?"
"anne sinbad keşke bizim evimizde olsaydı!!"
"anne sinbadın arkadaşları nerede???"
diye izliyoruz..

dün de izlerken İrem Hanım Sinbad'ı, ben de süt ısıtmaya gittim...
içeriden bir ses, ama nasıl ağlıyor bizim küçük hanım
koştum hemen korktum "acaba yataktan mı düştü??"
içeriye bir girdim, kucağıma atladı
"anne sinbadın bu yaptığı hiç hoş değildi..."
hala ağlıyor..
"noldu kızım ne yaptı??"
"hemen bitti... keşke sinbad bizim evimizde olsaydı anne.. ühü ühü..."

ilahi kızım ya..

14 Ekim 2009

baba ve kızı

anne sormuş kızına "şimdi ne yapmak istersin??"
"babamın cucaanda otuyup kayyu izlemek!!"
çocuk bu, özlemiş babasını
biraz acıtasyon yapalım mı babası
yapalım da biran önce gel artık...